-kimse olamadığımı ve senin de olamayacağını anlattığım satırlara hoşgeldin.
-düşmeden önce sendelediğimi gören kimseyi tanımadım.
-yetişirim sanıp arkasından koştuğum her şeyi çoktan geçmiş olduğumu fark ettim. en büyük acım buydu.
-işin garip yanı o kadar çok aradım ki neyi aradığımı unuttum.
-beşiğimden kalktım, yıllar sürecek bir günahı yüklenerek.
-görünmediğim biri gibi olmam, gördüğünüz biri gibi olmak istemediğimdendir belki.
-mutluyum. mutluyum boşlukları doldurmayıp büyütmeye başladığımdan beri.
-animal kingdom'ın 4.sezon son bölümünde janine ''bazı insanların kanında ebeveynlik yoktur.'' demişti. aklımdan hiç çıkmadı ve babamdan nefret etmeyi o gün bıraktım.
-kendi içimde dolaştıktan sonra öylece yürüyen insanların içinde dolaşıyorum. hepsi de birer zavallı gibi yürüyor. her gün ortası nereye gittiğimi bilmeyen beni sokağın ortasında bırakıp nereye gittiğini bilen insanların evinde kalıyorum. kendi içimdeki çokluktan nefessiz kalıp yabancıların hiçliğinde nefes alıyorum. nefeslerimde kesik kesik olduğundan üzerime bir rüzgar esip burun deliklerimi esir aldığında içime çekmekten başka çare bırakmayışıyla tamlanıyorum.
-sonunun güzel olacağından emin olduğum yolda kan kusacak kadar gözü karayım, ama çıkmaz olduğunu bildiğim sokakta düşe kalka yürüyecek kadar aptal değilim.
-hatırlatmak zorunda kalmadan hatırlanmak asıl önemli olan. sessizken bile duyurabildiğiniz çığlıklar. hatırlanmak için bir şey yapmanız gerekiyorsa, hiç düşünülmemişsiniz demektir.
-işiniz düşer de akmar pasajı'na uğrarsanız. sahaf 7: fatih amca. lütfen es geçmeyin. bir çay için. benim de selamımı söyleyin.
-duygusuzlukla övünen insanlar gördüm. hissetmemeyi erdem, kendini geri çekmeyi korunma, kalbinin etrafına ördüğü duvarları güç sanan insanlar. oysa bana hep acınası göründüler. çünkü insanın kendinden kaçmasını beceri zannetmesinden daha trajik çok az şey vardır.
-karanlık koridorlar benim. karanlık geceler benim. yazı benim, koyak benim. yazıya şehvetli kâğıt, kâğıda düşen kalemim. ben bir izim; unutmayan, belleği taşlaşan... belleği bir öce dönüşen ve bir öçle öpüşen.
o kadın benim: kutsal ve dünyevinin zehirli bir karışımı. sesi intikam ve şiddet, erotizm ve ürkütücülük kokan. gerçekleri bedenin fiziksel anatomisinde, kanın tadında ve aşk dolu sevişmelerin sersemliğinde yatan o kadın. dünyası suçlular ve kurbanlar, et ve kemik, yabancılaşma ve coşku, delilik ve ölümden oluşan; hayatta kavga etmekten ve sevişmekten daha fazlası olabileceğine dair belirsiz hisler taşıyan.
kurtuluşu kefaret olan o kadın benim. daima bir ah ile anılan, sözcükleri gözyaşı değil, zehir saçan... gözleri bir kıpı şehlâ olan; yok olmuş bir arzunun düşünü sadakatle sürdürmeye çalışan ve ruh arılığına ulaşmak için yaşayan. savcılığı beceremeyen, yargıdan ürken, savunmanın ise itici geldiği o kadın...
büyüdükçe yutan, yuttukça kalbi bulanan, alevlerin arasında doğan benim. günahlarını beşikten beri taşıyan, hep yarım kalan, hiçbir ruha tam dokunamayan, hiçbir tene tam doyamayan... bıçak ruhunda dehşet bir fısıltı gibi ilerleyen ve tam ensesinde kalan, ruhuna bir hayat yakıştıramayan o kadın, benim.
-dünyadaki en güzel şey ait olmak. kendini vermek. baktığın şeyde kendini görmek; gördüğünün sana ait olduğunu, seninle tamamlandığını bilmek. bağın kuvveti. sarsılmayan bağın kuvveti. birbirine ait olanların birbirine emanet kalması. seninim diyebilmek. isteyerek , içinden gelerek diyebilmek.
-iki insanın birbirini gerçekten sevdiğinin en büyük delili, birbirine ''huzur'', ''konfor'', veya ''sakinlik'' vermeleri değil, birbirlerine ''birbirlerini'' vermeleridir...
-ne yazık ki içsel bir durum yaratmak için dışsal bir kaynağı seçiyorsunuz.
-incinmişliğinize odaklanmanız yalnızca acınızı daha da artıracaktır. bu acıya sürekli odaklanarak kendinize, başka herhangi bir insanın verebileceğinden daha fazla zarar verebilirsiniz.
-siz ve diğer kişi arasındaki gerçek kalp bağı, evrene kattığı tüm sevgi anlarını sonsuzluğa kaydetmiştir. o sevgi, asla geri alınamaz ve asla pişmanlık duyulması gereken bir şey değildir.
-unutmayın ki boşluğu doldurma niyeti netleştiği anda, boşluk daima dolar.
-''sen ve ben... tanrı’ya ve o'nun meleklerine layık içsel bir imparatorluk inşa edeceğiz, umut vadeden bir günün ilk sabah güneşi gibi, altın sarısı bir ışıkla'' -yaşadığınız acının herhangi bir biçimde bir “sınav” olduğuna asla inanmayın. Bunun yerine onu, bu yaşamda ve bir sonraki yaşamda sevmeye devam etme kararını verdiğiniz bir an olarak görün.